28 Temmuz 2022 Perşembe

HAKİKAT GÜNEŞİ



Tonlarca ağır milyon katı uçaklar her gün gazda, havada süzülüyor, mucize. 

Tonlarca ağır katı gemiler sıvı suda batmadan hafif bir rüzgarla ilerliyor, mucize. 

Tonlarca ağır uydular semada yaşıyor, tonlarca ağır uzay mekikleri aya, marsa ulaşıyor, mucize. 

Tonlarca ağır kat üstüne kat binalar, gökdelenler asırlarca ayakta kalabiliyor, mucize. 

İnsandan yüz kat, bin kat fiziksel güçlü hayvanlar insana hizmetçi ve binek kılınmış, mucize. 

Milyarlarca canlı sırf doymamız, giyinmemiz, barınmamız için dahi hizmette, feda olmakta, can vermekte, mucize. 

Tonlarca ağır milyarlarca taşıt her gün karada hızlı sürüşlerde, piramitler, surlar hala ayakta birer ibret olarak, helak olmuş kavimlerin beldelerinde yeni şehirler, yaşamlar, nice helak olmuş bölgelerde tenhalar, hep mucize, hepsi mucize, ibret... Her nefes bir mucize... Her atom bir mucize... Her an bir mucize... 

Akılsız insan mucizeler içinde inanmak için hala mucize bekliyor, gökten melek inse de artık inanmaz kalbi kör, sağır, dilsiz olan... 

Müslüman hayret ehli olmalı, unutmaya alışmamalı, hep farkında olmalı, hatırlamalı tefekküre, lütuf üstüne lütuf, nimet üstüne nimet, mucize üstüne mucize bir yaşamdayız elhamdülillah... 

Müslüman araya aracı kurmaz, putperestler de putlar için Allah'a ulaştıran vasıta yalanındaydı, gerçek müslüman birini veli kul diyerek kendi putu yapmaz, mümin sadece Rabbine dua eder ve O'ndan ister, Allah'tan başka dost ve yardım edici yoktur, mümine Rabbinden ötürü yoldaştır alemler, Hakk rızası içindir yalnız kardeş dayanışma, ki o dayanışmanın da sahibi Hayy ve Kayyum olan tek Rab...

Müslüman Kürd, Arab, Fars, Türk halkları ve diğer imanlı halklar, ancak Allah'ın yasalarıyla mutluluğa, refaha, adalete, huzura ulaşabilir. Aksi hal ortada, saadet asrından sonra onlarca asır hep kaos, savaş, zulüm... Beşeri sistemlerin asırlardır müminleri getirdiği sefalet ortada... 

Oysa bir kerecik denense görülecek kaçırılan asırlar... Hakikat güneşi ortada, gözünü yuman kendine gece yapmakta... 

Bilal Yavuz 


24 Temmuz 2022 Pazar

AŞKTIR AŞK

Gel gönlünü toprak eyle
Değenler huzurla dolsun
Sözünü semaya daldır
Dinleyenler hayat bulsun 

Aşkıyla vur bam teline
Gezsin hasret ilden ile
Her yıldız bir değirmense
Bunda öğüt buğdayını

Aşkı aldı bizden bizi
Hem savurdu közümüzü
Bilmeyen ne bilsin özü
Hep kabuktur sermayesi 

Kır testini yürü hiçe
Hiçlik heplik denizinde
Bir ırmaktır sal sen seni
Kalmasın sen bu bizlikte

Aşktır hep aşk ayineler
İçler ateş dışlar ışık
Cezbeyle kördüğüm ipler
Çilesiz ev kırık dökük

Hey gidi hey Fuadoğlu 
Kıldan ince yolun sonu 
Aceb nolur ahvalımız
Ahir zamandır çağımız

Gel gönlünü toprak eyle
Nefret eken sevgi bulsun
Nefes eyle derya eyle 
Hasta canlar şifa dolsun 

Bilal Yavuz

21 Temmuz 2022 Perşembe

İSLAM'A DAVET

Yaradılan için tek kurtuluş Yaradan'ın rızası... Şu cihanda ruhumuzun hep hasretinde kaldığı o sonsuz gerçek huzur ve mutluluk ancak Hakk'ın rızasıyla gelir, zira rızasıdır bize tek sonsuz şifa, hayatın tek gerçek anlamı... 

En güzel bahçelerde, altın köşklerde, ipek elbiseler içinde eğer sonsuz bir yaşamın olsaydı, emin ol, bir zaman sonra ızdıraba, işkenceye dönerdi. Şu dünyanın en zenginlerinden olup mutlu olamadığı için intihar eden niceleri var. Çünkü cennetlerin cenneti rızadır, cennet rıza olduğu için cennet, yaradılana en güzel cennet elbette Yaradan'ını razı etmek, Yaradan'ını görmek, ilahi muhabbete ermek... 

NASA dediğimiz de yüce Rab sayesinde, Hakk'ın onlara verdiği beyinlerle, kalplerle, imkanla... Allah'ın izniyle yeni bir teleskop gönderdiler uzaya, fezayı şimdi daha canlı, belki ultra HD görmek nasib oldu insanlığa, milyar ışık yılları, kentilyonlar metre gök adaları, kentilyonlar ton hacimler, sayamayacağımız kadar çok nice galaksiler hep sonsuz Hakk kudretinin sadece bir zerresi... Gücüne sınır yok, sınırlı akıl ancak kabı kadar anlayabiliyor. Yaradılan, O yaradılmayan ama Yaradan, ezeli ve ebedi sonsuz tek Sahib'in, sınırsız ummanından ancak fani ve sınırlı olan kendi kabı kadar nasiplenebilir, o küçük testimizin dahi sahibi Hakk, biz dahi bizim değiliz, sahip O, bahşeden O, lutfeden O... 

Düşünsene hiç olmayabilirdin, bazı alimler der ki olmamak belki de cehennemden bile beter. Allahualem. Bize sayamadığımız kadar nimet vermiş, sonsuz katını vadediyor, ki rızası en büyük nimet... Düşün, ibret al, kum saati doluyor. Takılma şeytanların bahane çelmelerine, düşme o kof kibir çukurlarına, sadece şu alemde dahi küçüklükten uzaybakışı görünmüyoruz bile... Haddini bil ey can, haddini bilen hadlerin sahibini görür. Üç günlük dünya için düşme sonsuz ateşe, O sonsuz muhteşem tek Allah'ın rızasını sonsuza kadar artık kazanamama cehennemine düşme, tek bir fırsatın var, tek fırsat, tek... O da bu dünyada, şu hayat, ömrün... 

İslam'ın mükemmelliği din taciri münafıklardan bile belli... Zira sahtekarların en fazla dünya menfaati elde etmeye çabalayacağı, şeytanını tatmin etmek için fesad çıkaracağı yer elbette hakikatin verimli topraklarıdır. Münafığa bakıp hakikatten sapan müşriklerden olma. O nefret ettiğin münafıklarla aynı cehennemedir küfrün yolu, o nefret ettiklerinle sonsuza dek ateş ahbaplığı var inkâr edene, unutma...

Sahtekardan yakınıyorsan gel sen bu sonsuz hakikat dergahının hakikisi, yiğidi ol, kötü örnekten gına mı geldi, gel sen doğrunun iyi örneği ol... Zalimlerden, sahtekâr hırsızlardan en güzel intikam, hakikate nefer olmaktır, karanlığa karşı bir meşale de senin olmandır. 

Unutma ölüm her an gelebilir, geç olmadan gel, ne olursan ol yine gel, karanlığı ardında bırak da gel, gel candaşımız ol, Rabbimizin hakikat yağmurlarında yeşert kendini...

Bilal Yavuz 

31 Mayıs 2022 Salı

SEVDALUK


Yüreğin aynalı minare 
Karacadağ çeltiği
Yüreğin ırmaklarca
İncinmiş kuyularca
Serin ve derin 
Ağırbaşlı, onurlu, erdebil
Yüreğin Diyarbekir
Güneşte kavrulan esmer çocuklar
Nasır tutmuş ömürler
Şerefli alınteri 

Susmaz, sinmez ve dinmez
Gözleri tarih kadar 
Cevheri yıldız tozu
Durulamaz yüreğin
Durdurulamaz
Umut umut yeşeren baharlarınca
Baharın fethettiği mezarlarca
Onlar bakımsızlık der 
Biz rahmet deriz
Saçılmış asaleti zarif toprakların
Vurulmuş yüreğimiz
Uyutulmaz sevdanla

İskenderpaşa'da bir çınar 
Kuşdili köşküne göçmüş serçeleri
Yüreğin aziz hatıralar 
Keskin burcular yüreğin
Göklere açılan kadim kanatlar  
Elvani kuşaklar yüreğin
Hilalin helaliyle 
Sarsılmaz sancaklarca dalganan
Nakışlı bahçelerince mesud
Bükülmez maharetli
Ve beri durmaz mert kavgadan
Kaçmaz yüreğin


18 Mayıs 2022 Çarşamba

GERÇEK ÇÖZÜM

Hakiki aşıklar, Rabbi için canını vermeyi göze alanlar, can verenlerdir. Maşuk için mülkten, makamdan, şuandan, serden geçenler, herşeyini emanet bilip hak yola adayanlar, feda edenlerdir. Hakiki veliler, Rabbinden başkasının huzurunda eğilmeyenlerdir. 

Benim grubum, benim cemaatim, benim adamlarım, benim ihvanım diyorlar, kendilerini soyutluyor ve haşa üstün görüyor niceleri, hurafelere ve bidatlere boğulmuşlar, aşkın edebiyatını parçalayıp sağa sola raks ederek evliya olacaklarını sanıyorlar, niceleri şirk düşüncelerini aşılamış cahillere, aziz milletin enerjisini, potansiyelini emdikçe emiyor, sömürüyorlar. 

Hatta nicesi dünyanın çok yerinde infakları cukkalıyor. Din tüccarı hırsızlar, münafık sapıklar yığınla tünemiş bu paramparça batıl kafilelerde... 

Gerçek evliya şühedadır, gaza ehlidir, Hakk aşkına cesurca zalim firavunlara Ebuhanife, İmam Şafii, Gazali, Bediüzzaman gibi başkaldıranlardır, işkenceyi, ölümü göze alıp haksızlığa boyun eğmeyenlerdir. Aşkın evi dans dergahları değil, mücadele meydanlarıdır. 

Gerçek aşık İslam'ı hakkıyla hukukuyla bir bütün olarak insanlığa haykıran, insanlığı gerçeğe, doğruya, adalete amasız, fakatsız, lakinsiz, eğilip bükülmeden davet eden, bu yolda tüm riskleri göze alandır. 

Hakiki aşıklar ne müşriklerden korkar ne faşistlerden, yalnızca Allah'tan korkar. Bazı zamanlar olur ailesi, sevdikleri için daha büyük bir adım atmak üzere bekleyişe geçebilir, bir müddet sabırla mola verir ama asla dinmez, müminler ömür boyu durmamakla meşhurdur, yorulunca dinleniriz, yara alınca bir müddet toparlanmak için bekleriz, ama asla durmayız, sonra daha gür haykırırız, gittikçe daha büyür bahçemiz... 

Hakiki mücahid gönüller, eski hatalarından ders çıkaranlardır, öyle ki üslubunu ustalaştırır,  keskinliğini kontrol etmeyi öğrenir, zamanla ve imtihanlarla gittikçe dosdoğru bilenmeye başlar, tecrübelenir, aklı iyi kullanmak da imandandır, aşktandır, açık vermeden, doğru yerde doğru zamanda doğru hamlelerle doğru mücadeleyi vermek gerekir, kalbin aklı, aklın kalbi bunu gerektirir. 

Bugün medya, siber alem, meta alem, kanallar, uygulamalar hepsi birer mücadele sahası. Çıraklar daha dikkatli, kalfalar ve ustalar daha fazla risk alarak hakikati haykırmalı, gerçeklere ayna olmalı, ışık tutmalı. Zulme susmak, bencil yaşayıp umursamamak dilsiz şeytanlık sınıfıdır, unutmamalı.

Dünyada mazlumlar, ABD-Rusya-Çin-İsrail şeytanları yüzünden türlü zulümler görüyor, katlediliyor. Müslüman ülkelerin münafık hükümetleri bu firavunlara köle olmuş durumda. Filistinliler gibi cesurca mücadele edenler pek az... 

Hakk hazretlerinin dostluğunu dileyen, Hamas çocuklarının yolunu tutsun, korkak bidatçi sözde şeyhlerin yolunu değil. O cesur çocukların tırnağı etmez şu nice sahtekar takkeliler, sarığı cübbeyi günahlarına, korkaklığına, menfaatine maske edinen soytarılar... 

Hakiki mürşid bugün dünyada bir avuç. Yalancı melunlara köle olan gafillere ne yazık. Dizlerinin üstünde yaşamayan onurlu çocuklara ne mutlu. 

Gerçek çözüm ortada, Asr-ı Saadet devri ayan beyan, herkeste akıl da var, yoldan sapanlar hesabını verecek... 
Ümmete bir nasuh tevbesi gerek, bidatleri ve hurafeleri yok etmemiz gerek ittihad ve inşirah ve inkişaf için... 

Bilal Yavuz 

18 Nisan 2022 Pazartesi

TASAVVUF İNCİLERİ

TASAVVUF İNCİLERİ 1

Manasız madde, maddesiz mana: ruhsuz cesettir, gövdesi ruh...

Cenab-ı Hakk hazretlerinin mana aleminde insan ancak kabı kadar sonsuz denizi algılar, hayat suyundan aklı kadar, kalbi kadar anlar.

Bir derde deva, bir yaraya merhem olmayan başkasının hayatına anlam olamaz.

İdrak sırra varınca, arslan ile ceylan kardeş olur kucakta, kurt ile kuzu bir olur.

Bir karıncadan dahi bin hikmet ayan olur, her saniyesinden lezzet alınır yaşamın, acıdan bile... 

Uzlet ki zamanla dağın kendisi kılar sabreden vefalısını, tefekkür ki fikre dönüştürür dostunu. 

Kainata alışamayan müridler, kainatlaşan mürşidlere dönüşür. 

Evren içinde evren içinde evren içinde evren içinde evren bir varlıktayız yokluğun ortasında. 

Bir avuç ışıktan bin türlü sırdaşlık öğrenir cümle karanlık, mukaddes aşk, nefesi olur alemin, can gözünü açana nice alemler ayan olur. 

Hakk'a, hakikate, hukuka aşık yiğitlerin er meydanıdır mücadele, ancak sırra erenler sabit olur gayret yolunda, çilehaneler bahçelere dönüşür cesur yürekleriyle.

Mekke, Medine, Kudüs, Diyarbekir gibi göklerde yoğrulup yere indirilen şehirler, kıyamete dek usanmadan doğrudur evliyalarını, medeniyet özüne döner güzide topraklarda.

Ne mutlu hakkıyla sevenlere, sevilenlere, sırdaş olabilenlere, ne mutlu...

TASAVVUF İNCİLERİ 2

İnsan ki evren içinde evren içinde evren... 
Kainat ki evren içinde evren içinde evren...

İnsan küçük alem, kainat büyük alem, insan ve kainat nasıl da özel...

Geldik gidiyoruz, mesele şu, zulamızda neler var?

İyiliğimiz kadar insanız, doğruluğumuz kadar güzel, vicdanımız kadar onurlu...

Atom bir alem, hücre bir alem, doku bir alem, organ bir alem, orman alem, nehir alem, surlar alem, Diyarbekir bir alem, ülke alem, kıta alem, alem içinde alem... 

Halklardan insanlık, halklardan hayvanat, halklardan nebatat, halklardan haşerat... Ve her halk her tür her cins her renk de ayrı bir alem... 

Alemlerin Rabbine gönülden hamd olsun, çokluk ki O'nun tekliğine ne özel delil... 

Varlık ve yokluk, karanlık ve aydınlık, sıcak ve soğuk, tatlı ve acı... 
Her şey çeşit çeşit, zıt zıt, şekil şekil... Ama kaynak bir... 

Şunca alem içinde sadece insan türünde cani var, insan türünden seri katil çıkabiliyor, insan türünden Hitler gibi vahşi öncüler ve gaddar kitleleri çıkabiliyor, vay ki ne vay, insanın vereceği hesaba... Veyl... 

İçimizde saklı onca kötülük potansiyeline rağmen iyi kalabilmek, doğru olabilmek... Salih insan işte bu yüzden belki melekten üstün olacak... 

İyilere, doğrulara, dürüstlere bin selam... 
Kötülere, hayınlara, zalimlere bin lanet... 

Şu adaletsiz dünyadan sevk, sonsuz adil bir mahşere. Ne mutlu ezmeyenlere, çiğmemeyenlere, yaraları nazikçe saranlara, barış ve kardeşlik için sahiden ömrünü ortaya koyanlara, kandan ve kinden beslenmeyenlere ne mutlu. 

Haklının haksızdan hakkını kökünden söküp alacağı günler ne çetin... Eyvallah... 

Gün gelir menzile varılır, gün gelir elbette ölüm de ölür, iyilere ne mutlu, garibanlara ne mutlu, mazlumlara ne mutlu, zalimlere ne acı. 

O halde yelkenler fora... Üzülme ey mazlum can, hüzünlenme, Allah bizimle... 

İyilere, mazlumlara, doğrulara vekil olarak O yeter. 

Bilal Yavuz 






HAKİKAT LEMALARI


İslam sadece namaz, oruç, zekat değildi. 

Mesela çocukları tecavüzle öldürenleri idam edip adaleti sağlamak da en büyük müslümanlık alametlerinden biriydi.

İşkence edilerek öldürülen masum hayvanların dahi intikamını zalimden söküp almaktı İslam... 

İki halk savaştı mı, aralarında adaleti sağlayarak barışı bulmak, kardeşliği pekiştirmekti İslam... 

Irkçılara, hamaset cahillerine, kibir budalalarına hak için tevazu göstermeden karşı çıkmaktı.

İslam Ömer gibi olmaktı, Ali gibi... 

Hakiki tasavvuf bir tarafa, zamanın miskin ve tembel, cahil bırakan kof tarikatçiliklerine, embesil grupçuluklara karşı durup mümin canların birliğinden yana olmaktı, Akif gibi Kur'an ile terakki peşinde olmaktı. 

İslam, sahtekar münafıkların, yanmayan kefen satıcılarının, din tacirlerinin, yobaz softaların anlattığı yalanlar değildi. 

İslam yalnızca Kur'an ve sahih hadisler, sahih sünnet idi. Bu sarsılmaz yola göreydi hakiki içtihatlar, istişareler, yönetmelikler... 

Sahteliklerle, zayıf rivayetlerin peşinde menfaat kayıklarıyla, bidatlerle, yalan kehanetlerle, embesil miskinliklerle hevasının peşinden sürüklenenlere ne yazık... 

Kendilerini evliya diye peşkeş çeken bu saray soytarıları, canını Allah için veren gerçek evliyalar olan şühedayla hiç bir olabilir mi, kuşkusuz tırnak dahi etmezler. 

Tacirliği din edinen iki yüzlüler elbette hak namına mücadeleye karşı duracaklar, elbette insanları mücadele yerine türlü bidatlerle uyuşturacaklar, ki işleri görülsün, bol bol köleleri olsun, içimizdeki kötüler kötülüğüne devam edecek, asıl soru şu, iyilerin, doğruların ittifakı nerede? 

Sahtekarlar artık ifşa dahi edilmiyor, bu binbir sapkın yola sapış, tükeniş nereye kadar? İnsanları tek yol olan hakka, hukuka çağıracak davetçiler nerede? 

İslam'ın işine gelen tarafını alıp işine gelmeyen tarafını gizlemeye çabalayan sinsi hilebazlara yazıklar olsun. 

İslam'ı ırkçılığına peçe yapmak isteyen haysiyetsizlere yazıklar olsun. 

Müslümanlar hakiki İslam hukukuna itaat etselerdi, bugün her imanlı millet tüm haklarını almış olurdu, öz anadillerde hakiki eğitimler sağlanmış olurdu, hakiki cezalar gelir, katliamlar, tecavüzler, hırsızlıklar, sapkınlıklar iyice azalmış olurdu. 

İçimizdeki gayrimüslim azınlıklar dahi dünyada en güzel kanunlarla güvence altında olurdu. Harici ve rafızi ve evanjelist ve siyonist ve faşist olan bütün bir terör hadisesi kökünden kurutulurdu. 

Canlarımız kudret elinde olan Cenab-ı Hakk hazretlerine kasem olsun ki, bize gereken gayret imanımızda saklıdır, yeter ki inanalım, azmedelim, başarabiliriz, dünyanın türlü türlü o vatandaşını yönetemediği boş yönetim biçimleri hep hikaye, her yerde çılgınca zulümler var, tek kurtuluş Asr-ı Saadet özüne geri dönmek, dosdoğru bir yönetime ancak o zaman yine kavuşabilir iman edenler, insanlık... 

Ancak o zaman hiçbir firavun bir devleti maske edinip bir millete zulmedemez... 

İslam sadece namaz, oruç, zekat değildi. 

İslam barıştı, mücadeleydi, iyilikti, doğruluktu, güzellikti, erdemdi, gerçek özgürlüğün yurdu, hakiki mutluluğun ülkesiydi. 

Hayatları ütopyalarla geçenlere aldırmayın, bizim önümüzde hakiki yaşanmış bir asır var, en somut örnek, tarih kitaplarında milyon kaydı ve delili olan ve her kesimin övdüğü bir asalet dönemi önümüzde rehber, o dönem gibi olmasa da yeni bir altınçağı biz de yaşayabilir, yaşatabiliriz... 

Yeter ki sahiden inanalım, ihlas ile azmedelim... Vesselam... 

Bilal Yavuz 





DÜŞÜN EY GÖNÜL

Allah... Sonsuz güç sahibi... Dilerse katrilyon çeşit farklı kainat, farklı cennet-cehennem, farklı eşref-i mahlukat, farklı imtihan-mükafat, farklı canlı-cansız varlık yaratabilir, ki bunlar sadece bize öğretilenler, bilmediğimiz nice ilimler var, dilerse hepsini yok edebilir, varlık-yokluk O'nun kuludur, O'nun kudret elindedir, bilen O, hakim O, kadir O'dur. 

Hiçbirşey Hakk'a imkansız değil, zor değildir. O'nun sonsuz sonsuzluğunu, sonsuz mutlak kudretini yine ancak O bilebilir, sadece O bütünüyle kavrayabilir. Tüm sırların sahibi de, tüm sırları tek bilen de Hu... Dilediğine dilediği kadarını bildirir, dilediğini dilediği kadar güçlendirir. 

Acılar geçicidir, acılar tatların kıymetini kavratır, ışığı karanlıkla anlarsın, acıya takılıp isyan gömleği giyme, sana muhteşem nimetler sunan sahibine şu sınav yerinde herşey istediğin gibi değil diye nankörlük etme, hikmet O'nundur, hangisinin daha hayırlı olduğunu, nedeni, nasılı, niçini en iyi O bilir, yoktan var ettiklerini imtihan etmek elbette Sahibin hakkıdır. 

Seni de, evladını da O yaratmışken, evladında bile başkasının tasarruf hakkını kabul etmezsin, düşün ki anne-yavrudan öte bambaşka bir muhteşemlik, düşün herşeyini sana Hakk vermiş, aileni ve sevdiklerini O vermiş, seni sana bahşetmiş, bazı alimler der ki cehennem bile yokluktan evladır, düşün ki seni yokluktan var etmekle çekip çıkarmış, sana sonsuz bir mutluluk vadediyor, yapacağın tek şey şu kısa ömürde rızasını kazanmak, gönüller almak, dürüst müslüman-iyi insan olmak... 

Hakk'ın hukukundan ağır diyerek korkmak ne büyük akılsızlık... Hırsıza, katile, yolsuza, zalime tam adaletle verilecek o cezalar bugün olsaydı, bugün İslami hukuk yeniden aydınlatmış olsaydı aziz vatanı, caydıracaktı nice canı tatlı kötüyü, iyilerin bu kadar zarar görmesinin, kötülerin "kötülüğünün ödülü olarak" hapiste el üstünde tutulmasının sebebi, Hakk'ın insanlığa rahmet olan hakiki hukukuna karşı gelenlerdir, belki de tüm zulümlerden birer vebal bunların hanesine yazılacaktır. 

Özgürlük, özgürlüğü yaratan Rabbine hakkıyla kul-köle olmaktır. Sahibe sahiden teslim olduğun müddetçe sahiden hür olabileceksin, ancak o demde ilahi rızayla da taçlanınca, ruhun belki asırlardır özlemini çektiği o mutmain huzura ulaşacak, gerçekten hür olacak... Özgürlüğü nefsinin istediğini yapmak sanıyor nefsine köle olanlar... Azgınlığı özgürlük diye haykırıyor hayasızlar... Özgür olamayanlar özgürlüğü ne bilesi... Beşeri tarifler bile günahlara kılıf, zulme kılıf, kendini aldatmaya kılıf... 

Tefekkür, kalb ve akıl ve ruh üçgeni benliğinin azığıdır, tefekkür edebildiğin kadar şu sevda göklü okyanustan payın vardır, deryayı kabını genişlettikçe daha fazla anlayabilir, içine alabilirsin. 

Düşün ey gönül, kalbinin aklıyla, aklının kalbiyle, kendine gelip kendinden geçerek düşün... Ulaşılmaz, erişilmez, en elit en görkemli, en haşmetli, en kudretli... 

Hayranlığı duyman gereken tek bir... Allah-u ekber, vallahi ekber, aşka kasem olsun ki ekber, ekber, ekber... 
Alem içinde alem içinde alem içinde alem hayat ırmakları hep O'nun eseri. Cümle can bir araya gelse O'nun yoktan var ettiği bir gözü bile yoktan var edemez, ki vardan var olan zamane icatların da sahibi Hakk, olanların, sebeplerin, ilhamların, düşlerin, gayretleri, enerjilerin, olmayanların, herşeyin ama herşeyin tek sahibi Hu... 

Varlığın zerreleri adedince hamd O'na, şükür O'na, sevgi O'na... Kimse O'nun kadar sevemez, sevilemez... Güzelliği yaratandan daha güzel kim olabilir! İyiliği yaratandan daha iyi kim! Tüm güzel isimler hep O'nundur. 

Bilal Yavuz 


CEZBE MEVSİMİ

Hakk aşkıyla zikirde alemler kendi lisanlarınca...
Hu der yer ve gök, Hu der varlık, yokluk, canlı, cansız... 
Olanlar, olmayanlar, ihtimaller, yeniler, eskiler, herşey O'nun...

Cennetler Hakk aşkıyla saçar güzelliğini Hakk dostlarına, cehennem Hakk aşkıyla öfkelenir Hakk düşmanlarına. 

Ruhlar hasretle susayışta visalin nuruna. En üstün ihtişamların Sahibine secde eder kendi üsluplarınca niceler. Allah der atomlar, Allah der yıldızlar, bilip bilemediğimiz, sayıp sayamadığımız uçsuz bucaksız olgular, ummanlar, dağlar, taşlar, ağaçlar. 

Her kainat bir ağaç, her ağaç bir kainat... Sanat içinde sanat, hayret dışında hayret ve şükür üstüne şükür. Hamd olsun atomlar adedince ki, bizi hem insan kılmış hem müslümanız elhamdülillah... 

Adem çağından bu yana tüm peygamberleri, kitapları, melekleri kabul eden, Hakk'ı birleyen tek gerçek din. Her renkten insan Kabe etrafında kardeşçe tavaf edip hayır duada, zikirde. Tıpkı o çeşit çeşit alemler gibi... Girift galaksiler, gökadalar... Can cana candan canan, canan candan cana can. 

Tefekkür paklar, temizler, boyutlar açar, ufuklar açar, çiçekler açar dimağlarda, dünya dünya... 

Bilal Yavuz 

GÜZELLİĞİN SIRRI




Tekniğin terakkisi de bir Hakk rahmeti... Enerji üreten güneş panelleri, su üreten oksijen panelleri derken başka bir çağ başladı.

Su ve petrolün gittikçe tükenişi, küresel ısınmanın artışı ile ilişkili süreçler. 

Artık su ve enerji belki de böyle sistemlerle sağlanacak önümüzdeki yıllarda, belki daha çok var, belki nasib olmayacak dünyanın bunu görmesi.

Ancak şu var ki Rab, sahiden Rahman, Rahim... Teknolojinin de, doğanın da sahibi, hangi yol olursa olsun ki yolların hepsi kudret elinde, Hakk dünyada kulunu rızıksız bırakmıyor, öteki alemde de razı olduklarını rızıksız bırakmayacak...

İnsana rağmen insanlığı kurtarıyor Allah... Her gün her gece... Yoksa belalar, zalimlerin zulmü çığ olur yağardı insanlığın tamamına... 

Öyle hassas bir denge var ki herşeyde... Mesela zalim ve süpergüç ülke bile sadece bir tane olmadığından, birbirlerinin nükleerinden çekindiğinden dünya savaşı başlatamıyor, yoksa vahşi nefisleri çoktan bunun hayalinde.

Bu hayatta şunu anladım. Zalimler cehennemi sonuna kadar hak ediyor. Şişkin egolarıyla küçücük gövdeli  zalimler çok büyük suçlar işliyor, dünyanın, doğanın, insanlığın kanına giriyor, yüce Sahibe nankörlük ediyor, yeryüzünde haksızca canlar vuruyor, fitneler çıkarıyor.

Adalet hayallerde ama dünyada yok, demek ki bir kübra mahkemeye bırakılıyor. Adalet mümkün ama insanlar yüzünden yok, adaletin dünyada yokluğu mahşerde olacak kusursuz mevcudiyetine, mutlak adalete ne güzel delil... Öyle bir adalet günü ki o gün hakim de, hakimler hakimi Rab... Gerçek sonsuz hakim...

Adalet sırf bu dünyada sağlanmıyor diye Hakk'a isyan eden bir insan gördüğüm en keriz zihniyet... Düşün ki başkasına zulmedenlerden olmamış ama başkasına zulmedenler yüzünden isyanla, nankörlükle yoldan çıkmış, kendine zulmetmiş... O sevmediği din tüccarı münafıklar yüzünden yoldan çıkarak onların kendisine cellat olmasına enayice izin vermiş... 

Oysa İslam'dan insana bakan gerçek müminler rahatça hakikati görebiliyor şu yıllarda, kusur hakikatte değil, kusur günahkar müslümanlardan ve en büyük kusur içimize sızan münafıklarda!

Din tacirleri yüzünden hakikatten soğumamalı, bilakis hakikatin örneği olmalı ki insanlık, rahatça doğru örnekle, sahteleri ayırt edebilsin. 

Yaşam ırmağı akışa devam ediyor, her can kendi döneminden sorumlu, yaralara merhem oldukça yaralarımız kapanır, suyun güzide örnekleri oldukça. 

Kıyamet diye endişeye ne hacet, hepimizin ölümü kendi kıyametimiz olacak. Mühim olan ne bıraktığımız... Güzellik mi, çirkinlik mi?

İnsan iyi oldukça güzel, güzel oldukça cennetlere layık...

Bilal Yavuz 

TEFEKKÜR MEVSİMİ


Ruh alemi, ten alemi, hücre alemi, zerre alemi, küre alemi, yıldız alemi, hava, su, toprak, ateş, rüzgâr alemi, oksijen ve hidrojen alemi, atom alemi, organ alemi, yürek alemi, beyin alemi, yer çekim alemi, ekosistem alemi, daha nice alemler, birbiriyle alakadar, ilişkili. Ve bu bağlar üzerinde hassas dengeler, bilinçli hareketler, planlı tohumlar, programlı adımlar. Hepsinin bütününde pek hassas bir ölçü üzerinde hayat çizgisi. Mesela güneş alemini aradan çeksen hayat kalmaz. Mesela arı türü mazallah yok olsa, etki etkiyi doğurur, kıyametler gibi bir felaket oluşur.

Özetle tüm zerrelerin sahibi olmayan tüm kürelerin sahibi olamaz, zerreden kürreye, makrodan mikroya herşey sadece bir kaynaktan gelebilir, tek kaynaktan çıkmayan alemler birbiriyle böyle uyumlu olamaz, nizamlar böylesine birbirini çalıştıran bir toplu düzen oluşturamazdı, kısacası hayat hayatta kalamaz, tutunamazdı. Birbirine muhtaç şu alemler de ayakta kalamazdı. Tevhidin ne güzel delili. Ki zaten hiçbirşey oluşamazdı, tek bir kutsal kaynaktan gelmeseydi. Ancak tek bir kutsal kaynak, içinden çıkanlara hakim olabilir. Ancak o kaynağın tek bir mukaddes Sahibi olabilir, birbiriyle çakışmayan, ulu bir nizamı olabilir. Varlığın, yokluğun üstünde bir gücü olmalı ki, varlık ve yokluk sahası mutlak gücünden, mutlak iradesiyle, mutlak emriyle meydana gelebilsin. 

Yaşamın, ölümün sahibi O, yoktan var etmenin, yoktan var olmanın, yoktan var edilmenin, yok etmenin, varlığın ve yokluğun sahibi O... Tek kaynak, Hakk'ın sonsuz kudreti... O tekten daha tek, birden daha bir, tekbir. O ezeli ve ebedi mevcud, ezeli ve ebedi Sahib, kadim mevcudiyeti kendinden, tek gerçek bağımsız Zat... Herşey, ihtimaller, mümkünler, imkansızlar hep O'nun gücüne bağlı, tek Samed O, herşey O'na muhtaç...

Bilinenlerin, bilinmeyenlerin, olmuşların, olacakların, olmayacaklarını, olmayanların, olabilirlerin, herşeyin, herkesin tek Rabbi, tek ilah, Allah... Alemlerin Rabbi... Herşeye kadir, ne dilerse yapabilir. Sayısız alemler, bilinçler, programlar, ölçüler, uyumlar, bağlar, harika bütünlük elbette ancak böyle muhteşem bir Hakim Rabbin kudretiyle oluşabilirdi. Dilerse vesilesiz de yaratır, dilerse dilediğini dilediğine vesile de kılar, gücü sınırsız...

Ancak herşeyi yoktan var eden birşeyi, ancak birşeyi yoktan var eden herşeyi yoktan var edebilir. Ölçüleri birbirine bağlamış bu hassas kusursuz sonsuz nizamın ancak tek bir kadim, ezeli ve ebedi, ölümsüz, baki, kadir, hakim Rabbi olabilir. Sadece bu dünya bile her sene milyonlarca canlı evrenlerin doğup öldükleri bir misafirhane... Her bahar yeniden dirilen bir cihan akışı... Allah'a hiçbirşey zor değil... Bir kez yoktan var eden, sonsuz kez yoktan var etmeye bile kadirdir. Şu birinci diriliş hayatımıza gözünü kör edip mahşerde olacak ikinci dirilişi inkar edene ne yazık, ne hazin bir ahmaklık...

Üflemekle güneşi söndüremezler, gözünü kapayan kendine gece yapar. Sebeplerin Rabbi Allaha iman varken, nankörlük edip sabeplere tapanların ahvali ne acı. Hakikat, akıl, mantık ortadayken sırf atalarımız diyerek karanlıkta ısrarla çürüyüşler ne hazin... Mucize istersen Kur'an yeter, nasihat istersen ölüm yeter, yoldaş istersen tefekkür yeter, düşün ey gönül, düşünen bulur, biiznillah, eyvallah... 

Bilal Yavuz 


RAMAZAN BAHÇESİNDEN BİR DEMET

 

Varlığı kendinden, varlığı ezelden ebede kadar tek zat, yüce Rabbimiz...

O'nun yoktan var ettiği mevcudiyetimiz gölge varlıktır, O dilediği müddetçe varız, O'nun kudretine bağlı bize bahşettiği varlığımız, yine hepsinin sahibi O...

Varlık ve yokluk sahası Hakk'ın emrinde, yaratılmış bir beyinle yaratılmadan sonsuzca var olan, zamandan ve mekandan münezzeh olan Hakk hazretlerini elbette ancak bildirdiği kadarıyla bilebiliriz. 

Bir testi, uçsuz bucaksız bir okyanusu ancak içine alabildiğince hissedebilir, sınırsız kudretini algılayışımız ancak sınırlarımız kadar. Biz sınırlıyız, O'nun gücüyse sınırsız. Biz O'nun kudretine bağımlıyız, O ise tek bağımsız... 

Sayısız mucizelerin parıldadığı alemleri de zaten ancak böyle bir Zat yoktan var edebilirdi, katrilyonlarca harika olayların gerçekleştiği şu evren bile delil olarak yeterdi. Ki bilinen, bilinmeyen nice alemler var, hepsi O'nun mutlak hükümranlığının sanatı...

O'nu en güzel kendisi anlatabilir, O'nu tamamen ancak kendisi bilebilir. Kimse O'nun kadar sevemez, sevilemez. Rızkımıza bir bak, milyarlarca canlıyı bizim için feda ediyor, dünyayı ve fezayı bize hizmetkar kılmış. Sonsuzluğun zerreleri adedince hamd, sena, şükür, teşekkür... 

La ilahe illallah... Öyle muhteşem bir hakikat ki, söyleyince ruhu huzura erdiren, nefes nefes, kalbin aklına, aklın kalbine şifa bahşeden... 

Ramazan ayı tefekkür ayı... İnsan düşündükçe gelişen, duaya durdukça değerlenen, sıddıklaştıkça hekimleşen... 

İnsan insanın vatanı oldukça gönül kesilen, Hakk aşkıyla bahçeler biriktiren... 

Kıyamet kıyamet yeşeren bir dirilişin mimarı olanlara ne mutlu. 

Bilal Yavuz 

YAPILMASI GEREKEN



Irkçılık, inkardan sonra en büyük günahlardan biridir. Ben ateşten, Adem topraktan diyerek emre itaat etmeyen ilk ırkçı iblis şeytanıdır, rezil ahvali, onu bekleyen acı akıbet ortada. Düşün ki meleklerle beraber bulunan cennet ehli iblisi, şeytan yapıp ebedi cehennem ehli kılacak olay kibirli ırkçılık, kendini üstün sayma hastalığı... Siyonistler, naziler gibi kendi kavmini üstün sanmak ne büyük ahmaklık... Ve bu Hakk'a iftira... Hakikate ihanet... Rasulullah aleyhisselam sözüdür, ırkçılık yapan bizden değildir, var mı daha ötesi? 

Kur'an mucizesi ortada iken inkar ve ırkçılık ne hazin akılsızlık... Taşıyıcı ve aşılayıcı rüzgarları, ekosistemi, yüzbinlerce ton suyu içinde barındıran bulutların ağırlığını, dağların bulutlar gibi sürüklenişi, balı dişi arıların üretmesini, güneşin sabit olmayışını, dünyanın düz olmayışını, bu yüzyılda bilim adamlarının yeni keşfettiği nice hadiseyi 14 asır evvel ümmi bir peygambere indirdiği Kur'an ile insanlığa bildiren Rabbimizi övmeye, anlatmaya kelimeler yetmez, sonsuz teşekkür... 

Kutuplar eriyor, sular yükseliyor, karalar eksiltiliyor, Kur'an ki ta o zamandan arzın eksiltilmesini bildiriyor. Geçtiğimiz yıllarda Ezher profesöründen nakledilene göre 7 Japon bilim adamı müslüman oldu. Kur'an'da yedi kez zeytin bir kez incir geçmekte, bir tavsiye üzerine bu ölçüyle yaşlılığı geciktiren bir formül bulmuşlardı. Bu tesadüf olamaz demişler, vakıa onları İslam'a yönlendirdi. Bitkilerde dişilik ve erkeklik var, bu da son asırda keşfedildi. Oysa daha önce Furkan bize bildirmişti. Bebeğin rahimde üç karanlık evresini de yine kelamullah bildirmişti. Modern biyoloji daha yeni keşfediyor. Prembriyonik, embriyonik, fetal evre... Youtube üzerinden Kuran'ın 24 Bilimsel Mucizesi adlı çalışmayı kıymetli okurlara tavsiye ediyorum. 

Hakikat aşikarken, batıla sapmak ne diye. Irkçılığın insanlığa getirdiği vahşet ve mahşerde alacağı ceza ortadayken, ısrarla ırkçı olmak ne diye. Hayvana, doğaya gösterilen merhamet insandan esirgeniyor. Ülkede milyonlarca muhacir kardeşimiz var, çoğu yaşlı, kadın, çocuk. Elbette denetim olsun, suçlu cazasını çeksin, suç potansiyeli olan sınır dışı edilsin, hatta şehirlere de akın olmamalıydı, sınırlarda onlara bir bölge kurulmalıydı, ancak yönetim kötü diye, disiplin yok diye toplu düşmanlık ne büyük ırkçılık. İçlerinden kötüler de varsa iyilerin suçu ne. Bizim içimizde kötüler var diye bizim bir suçumuz var mı, onların da suçu yok. Vatandaş veya değil, ülkede kim suçluya o hakkıyla ceza görürse, ağır ve caydırıcı cezalar olursa ülke düzelebilir, aksi takdirde hiç muhacir kalmasa bile sorun çoğalır, kötülük azalmaz. Halkı kin ve nefrete teşvik eden ırkçı ve rezil bir hava estiriliyor bugünlerde, bunu sonu yine mazlum muhacilerin linçlenmesine, öldürülmesine gider. 

Sınırlar iyice kontrol altına alınmalı, sadece savaştan kaçanlar sınırlarda oluşturulacak bölgelere alınmalı. Mesela Pakistan'da savaş yoksa gelen muhacir değilse, vizesiz, kontrolsüz alınmamalı. Burası Avrupa köprüsü değil. Sadece muhacirler için disiplinli bir inisiyatif olmalıydı. İnşallah hayırlılar başa gelir de işler düzene girer. Yoksa işin sonu karanlık... 

Bilal Yavuz 




MUTLULUĞA ÇAĞRI


 

Zıtlar bir araya geliyor ve insana beraber hizmet ediyor, yeri geliyor birbirini tamamlıyor, hizmette birbirine yardım ediyor. Ateş ve su ve toprak ve rüzgar gibi niceler niceler... 

İnsana verilen nimetleri saymaya kalksan sayamazsın, her hücremiz bir evren. Ozonla, yerçekimiyle nice kalkanlarımız var. Dünyanın içindeki ve gökteki güneş yakmıyor yaşamı muhteşem dengeyle. Denizler taşıp ülkeleri yutmuyor, onca dumanımıza rağmen hava kendini azimle temizlemekte... Herşey Hakk'ın izniyle hayatımızı sürdürmeye ayarlı.

Adil taksim olsa aç insan kalmazdı, rızıklar dolup taşıyor insanlık için... Dünya her sene yenileniyor, bize cevherlerini sunuyor. Düşün içme suyunu nasıl da depolanıyor karaya...
Kıtasal sürüklenişi, arzın eksilişini, yıldızların bir yörüngede yüzüşünü, yerin ve göğün yedi katını, semanın genişletilmesini ve daha nice mucizeleri 14 asır evvel bildiren bir Kur'an'ımız var. Düşün ki bilim adamları bu keşifleri daha yeni yapıyor!

Batıl bile İslam'ın muhteşemliğine bir kanıt... Işığı karanlıkla anlarsın. İslam bir güneş, parladıkça batıl karanlığını yok eden... Müminler bir hilal, gecenin ortasında alemi aydınlatan...

Batının refahına aldananlara acı. O refah hırsızlığın, sömürgenin, katliamların sonucu. Dolandırıcılar yüzünden paraya küsmeyip, din tüccarları yüzünden İslam'dan soğudum diyenlere de acı, öyle ki münafıklara nefretleri yüzünden yola daha da sağlam sarılacaklarına yoldan çıkmışlar, ne büyük akılsızlık...

Şu evrende en büyük, en elit, en yüce tek gerçek başarı O'nun rızasını, muhabbetini, dostluğunu kazanmak... En büyük cennet, cennetler cenneti, O'nun rızasıyla cemalini görebilmek... 
Başka arayışlar hep boşluk, hep heba, hep helak, hep naylon, sahte, yalan... 

Nesilleri hakiki tasavvuf ve tefekkür ilmiyle yetiştirebilirsek, işte o zaman temelden değiştirebiliriz, iyileştirebiliriz, gelişebiliriz, işte o zaman olgunlaşır vatanımız, ülkelerin imrendiği huzur ve irfan bahçelerimiz işte o vakit yeşerir. 

Şu yüzyıllık mutsuzluğuzun tek reçetesi burada, herşey denendi mutlu olamadılar, gelin bir de bunu deneyin, o zaman tek üzüntümüz vakit kaybı olacak... 

Bilal Yavuz 

10 Şubat 2022 Perşembe

Sözler 9

Gözler aşkın Rabbi için yaşarmadıkça, gönülde gökkuşağı yeşermez...

Bilal Yavuz 

30 Ocak 2022 Pazar

DÜŞÜN EY GÖNÜL

Ve Allah... Sonsuz güç sahibi... Dilerse katrilyon çeşit farklı kainat, farklı cennet-cehennem, farklı eşref-i mahlukat, farklı imtihan-mükafat, farklı canlı-cansız varlık yaratabilir, ki bunlar sadece bize öğretilenler, bilmediğimiz nice ilimler var, dilerse hepsini yok edebilir, varlık-yokluk O'nun kuludur, O'nun kudret elindedir, bilen O, hakim O, kadir O'dur. 

Hiçbirşey Hakk'a imkansız değil, zor değildir. O'nun sonsuz sonsuzluğunu, sonsuz mutlak kudretini yine ancak O bilebilir, sadece O bütünüyle kavrayabilir. Tüm sırların sahibi de, tüm sırları tek bilen de Hu... Dilediğine dilediği kadarını bildirir, dilediğini dilediği kadar güçlendirir. 

Acılar geçicidir, acılar tatların kıymetini kavratır, ışığı karanlıkla anlarsın, acıya takılıp isyan gömleği giyme, sana muhteşem nimetler sunan sahibine şu sınav yerinde herşey istediğin gibi değil diye nankörlük etme, hikmet O'nundur, hangisinin daha hayırlı olduğunu, nedeni, nasılı, niçini en iyi O bilir, yoktan var ettiklerini imtihan etmek elbette Sahibin hakkıdır. 

Seni de, evladını da O yaratmışken, evladında bile başkasının tasarruf hakkını kabul etmezsin, düşün ki anne-yavrudan öte bambaşka bir muhteşemlik, düşün herşeyini sana Hakk vermiş, aileni ve sevdiklerini O vermiş, seni sana bahşetmiş, bazı alimler der ki cehennem bile yokluktan evladır, düşün ki seni yokluktan var etmekle çekip çıkarmış, sana sonsuz bir mutluluk vadediyor, yapacağın tek şey şu kısa ömürde rızasını kazanmak, gönüller almak, dürüst müslüman-iyi insan olmak... 

Hakk'ın hukukundan ağır diyerek korkmak ne büyük akılsızlık... Hırsıza, katile, yolsuza, zalime tam adaletle verilecek o cezalar bugün olsaydı, bugün İslami hukuk yeniden aydınlatmış olsaydı aziz vatanı, caydıracaktı nice canı tatlı kötüyü, iyilerin bu kadar zarar görmesinin, kötülerin "kötülüğünün ödülü olarak" hapiste el üstünde tutulmasının sebebi, Hakk'ın insanlığa rahmet olan hakiki hukukuna karşı gelenlerdir, belki de tüm zulümlerden birer vebal bunların hanesine yazılacaktır. 

Özgürlük, özgürlüğü yaratan Rabbine hakkıyla kul-köle olmaktır. Sahibe sahiden teslim olduğun müddetçe sahiden hür olabileceksin, ancak o demde ilahi rızayla da taçlanınca, ruhun belki asırlardır özlemini çektiği o mutmain huzura ulaşacak, gerçekten hür olacak... Özgürlüğü nefsinin istediğini yapmak sanıyor nefsine köle olanlar... Azgınlığı özgürlük diye haykırıyor hayasızlar... Özgür olamayanlar özgürlüğü ne bilesi... Beşeri tarifler bile günahlara kılıf, zulme kılıf, kendini aldatmaya kılıf... 

Tefekkür, kalb ve akıl ve ruh üçgeni benliğinin azığıdır, tefekkür edebildiğin kadar şu sevda göklü okyanustan payın vardır, deryayı kabını genişlettikçe daha fazla anlayabilir, içine alabilirsin. 

Düşün ey gönül, kalbinin aklıyla, aklının kalbiyle, kendine gelip kendinden geçerek düşün... Ulaşılmaz, erişilmez, en elit en görkemli, en haşmetli, en kudretli... 

Hayranlığı duyman gereken tek bir... Allah-u ekber, vallahi ekber, aşka kasem olsun ki ekber, ekber, ekber... 
Alem içinde alem içinde alem içinde alem hayat ırmakları hep O'nun eseri. Cümle can bir araya gelse O'nun yoktan var ettiği bir gözü bile yoktan var edemez, ki vardan var olan zamane icatların da sahibi Hakk, olanların, sebeplerin, ilhamların, düşlerin, gayretleri, enerjilerin, olmayanların, herşeyin ama herşeyin tek sahibi Hu... 

Varlığın zerreleri adedince hamd O'na, şükür O'na, sevgi O'na... Kimse O'nun kadar sevemez, sevilemez... Güzelliği yaratandan daha güzel kim olabilir! İyiliği yaratandan daha iyi kim! Tüm güzel isimler hep O'nundur. 

Bilal Yavuz 


12 Ocak 2022 Çarşamba

Sözler 8

İnsan toprak gibidir, iyiliği ekersen güzellik yeşerir, kötülüğü ekersen üstünde biten zehirdir, çirkinliktir.

4 Ocak 2022 Salı

ANLAYACAKSIN

Derinlemesine yaşayacaksın ömrüne  armağan şu hayatı.
Çıtır çıtır yumurcak sesleriyle, serçe cıvıltısıyla...
İnançla, imanla yeşerteceksin içindeki vicdan çiçeğini. 
Bahçeler soldurmayacak, güneşler açacaksın... 
Pırıl pırıl yarınlar yoğuracaksın masum körpelere. 
Sevdamızı yeniden, yeniden, yeniden doğuracaksın... 
Gelişine yaşamayacaksın hiçbir sevgiyi!
Ekmeğinle, emeğinle, usulca büyüteceksin...
Aldın mı bütün kalbinle, verdin mi incitmeden, yıpratmadan, sahiden. 
Yüreğini bağrına vura vura yaşayacaksın, saf umutla...
Hayaller yiğitliğin şanındandır kuğu gülüşlüm. 
Kimseden utanmadan, inatla usanmadan, hayaller, hayaller, hayaller kurucaksın.
Dökeceksin kağıtlara ve kağıttan gemilerce bırakacaksın yaşam ırmağına.
Gecenin dertli mumları arasında, dertlerin güzelliğini şakıyacaksın. 
Eşyaya, maddeye, çalıma köle olmayacaksın asla. 
Köle olacaksan gökyüzüne köle olacaksın mesela, koşulsuz özgürlüğe, hür güzelliğe. 
Deniz fenerleri olacak vefalı arkadaşın, ıssız uzakların yakın sıcaklığını duyacaksın rüzgarın şarkısında. 
İlla kelepçe vuracaksan göğsüne, uçsuz bucaksız ufukları vuracaksın. 
Koşacaksan yalın ayak, şahına kadar gerçek bir hevesle uçaksın. 
Ulaşamasan da, denedim diyeceksin gönlünü gererek... 
Sahiden denedim!
Ve doğrulara, dürüstlere, gerçeklere... Yenilgilerin bile zafer olduğunu o zaman anlayacaksın. 
Meğer arayışmış aranılan, anlamakmış anlatılan...
Anladıkça ağlamayacak, ağladıkça anlayacaksın. 

Bilal Yavuz 

2 Ocak 2022 Pazar

Sözler 7

Sırra ermek için aşk yetmez, Rabbimizi severken haddimizi bilmeli, kulluğumuzu unutmayarak, kibirsiz bir ihlasla... 

18 Aralık 2021 Cumartesi

Sözler 6

Hakkı haykırırken zalimlerden korkma! Onların ülkelerinde değil, Allah'ın dünyasındayız...

Bilal Yavuz 

17 Aralık 2021 Cuma

Sözler 4

Karşılıksız sevgi öyle bir ateştir ki, yaktığını kül değil ancak gül eder.

Bilal Yavuz 

16 Aralık 2021 Perşembe

Sözler 5

Yaşlanmaz yavrusunu kaybeden anneler, büyümez annesini kaybeden çocuklar...

Bilal Yavuz 

10 Aralık 2021 Cuma

Diyarbakır Hikayeleri 1

KÖKLERİN GÖKLERİNDE 

Üşümesin diye üzerini örttüğün birinin cenazesini kaldırmadan dünyayı anlayamazsın. 

İçinde bir ömür, yarım kalmış bir konuşmanın hüznü vardı. 

O Zilan anaydı, evlatlarının yetimi, canlarının öksüzü. 

Tam 9 yavrusunu toprağa vermiş, paramparça bir yürek...

Ömrü Mardinkapı mezarlığında geçmiş bir matem çiçeği. 

Dağların, taşların, ağaçların zikrini duyardı. Acıyla yoğrulmuş sabır aşı, evliya kılmıştı bağrını.

Dicle rüzgar olurdu asil ve zarif sükutuna. Rüzgar eşlik ederdi bu onurlu yangına. 

Kalbini kurban vermişti kan davasına. Bir avuç toprak için yere düşen binlerce masum candan bir demet idi, Zilan'ın kara öyküsü. 

Bir avuç dünya için birbirinin canını alan dedeler, miras bırakmıştı Zilan anaya o derin kederi. 

Aşiretler toplumun güzide bahçeleriydi. Kardeşlerinin en olgunu olmalıydı aşiret beyleri dediğin... Kan davalarını körükleyen değil, ateşe su dökenler olmalıydı. 

Gel gör ki aşiret beylerinin de kötüsü, çürüğü, canisi vardı. Bir bey şeytan gibi bir hayat sürünce, çevresi de katil sürüsüne dönüşebiliyordu. 

Zilan ananın evini bir gecede bastılar. Bir hamlede döküldü mutluluğun, iyiliğin, güzelliğin kanı yere. Ruhlar ahlar gibi yükseldi göğe. 

Tek bir yavrusu sağ kalmıştı. Onu da devlete verdi koruyabilmek için... 

O çocuk bütün azmiyle okudu, gül gibi yetişti, yeşerdi, çiçeğe durdu. 

Öğretmen oldu, binlerce barış çiçeği yeşertti. 

Yılmadı, günü geldi mebus oldu. Memleketine barış mevsimini getirdi. Nice aşiret beylerini eğitti, nice kan davalarını bitirdi. 

Zalimler koca bir ormanı yakar, buradan artık hayır gelmez sanırsın, sonra bir yağmur yağar, küçücük bir tohum filiz verir, o tohum işte umuttur, gün gelir o tohum şehirleri, bölgeleri, ülkeleri yeşertir. 

Zilan ana gibi yiğitlerin yüreklerini sökseler de, gün gelir devran döner, bir gün mutlaka bir gözyaşı dahi bir bahçeyi büyütür, bahçeleri ormanlara dönüşür. 

Bir ömür yaşanamayanları, söylenemeyenleri, büyüyemeyenleri büyüttü içinde. 

Son evladı içindeki hasrete dönüştü, düşünü gerçekleştirdi. 

En güzel intikam buydu, zulmün kökünü kurutmak.

Başka yiğit yürekler paramparça olmasın diye...

Bilal Yavuz 

1 Aralık 2021 Çarşamba

DİYE

Ateş bahçesinde nefesten bir gül
Açar da saçar Rahman diye diye
Ervahın dallarında inler gönül
Aşkın meşkinde Rahim diye diye 

16 Kasım 2021 Salı

MUHAMMED SEZAİ KARAKOÇ

Muhammed Sezai Karakoç Üstadıma... 

Bediüzzaman gibi yaşadın hep onurla
Mehmed Akifçe çıktın gecenin karşısına 
Pusatın yüreğindi, cesaretin körfezi 
Haykırdın serden geçip çağların vicdanına 
Şimdi gökler hüzündür, yorgun düşmüş nice ruh 
Daha da yalnızlaştık, şimdi daha da ıssız 
Asrın bülbülü göçtü, gül bahçeleri yetim 
Durdu kalp, durdu zaman, durdu derviş mevsimi
Çekildi aramızdan aşkın müezzinleri 
Gittikçe daha ruhsuz bir cihana merhaba 
Daha tatsız, daha renksiz, daha hissiz, kimsesiz
Hoşgeldin güz, elveda gençliğimiz, neşemiz 
Elveda saf çocukluk, elveda masum mazi 
Göçtü son akıncı da, hırslar kaldı başbaşa 
Başladı matem çağı, geldi derin sessizlik 
Güldün evliyalarca, yaşlanmadı gözlerin 
Vardın Hazret-i Gül'e, nasib ola kevseri
Bir gün Hakk firdevsinde, Ya Nasib cümlemize

16.11.2021

12 Kasım 2021 Cuma

NASA

Kozmonotlar sevişir o çılgın boşlukta
O siyah sessizlikte zihin çaresiz kuyu
Gözler ateş kesilmiş, vahşi çığlıklar, keskin pankartlarla 
Venüs kuşları sarar şu ihtiyar geceyi 
Durdu yürek, durdu zaman, durdu mekan, durdu aşk
Fahişe problemler, delişmen formüller hep sustu 
Bilimin ışığında açan gökkuşağı yüzün 
Uzay bahçesinde solmuş bir yıldıza savruldu 
Sevişir kozmonotlar o çılgın boşlukta 
O siyah sessizliğin çaresizliği yara 
Ve siyah sessizliğin çaresizliği deva 
İşte durulmayan uzay gemileri arasında 
Yepyeni bir başlangıç her elveda 
Ve bilge ruhlarında tek bir seda
Yelkenler fora bebeğim yelkenler fora 

Bilal Yavuz 


23 Ekim 2021 Cumartesi

Sözler 3

Bir göze bir gönüle koskoca alem sığar da, şu büyük enginlikte kendimizi hapsederiz kendimize hep boşu boşuna, neyiz ki biz, bir benlikten bile geçmemekteyiz, yazık... 

Bilal Yavuz 

18 Ekim 2021 Pazartesi

17 Ocak 2021 Pazar

KIYAMET MARŞI

Dinimiz, devletimiz ve milletimiz İslam

Yurdumuz, ocağımız, selametimiz iman

Mazimiz, ikbalimiz, töremizdir vurulan

Gel merhem ol kanayan kardeşliğimize can

Akif'in, Sezai'nin, Seyyid'in hizasından

Said'in fezasından, Bilal'in kozasından

Ta asırları aşan bir çağrıdır bu yanan

Roma'nın, Vatikan'ın, kahrın bağrına saplan

Siyon küfrün boynunda bir sayha ol urgandan

Sırtlan meşalemizi, sevda ol tüt dağlardan

Dalgalan nur kevsere kadar dinme dalgalan

Mahşeri kıyamet ol zulmün canında kopan

Gel merhem ol kanayan kardeşliğimize can

Mazimiz, ikbalimiz, töremizdir vurulan

Yurdumuz, ocağımız, selametimiz iman

Dinimiz, devletimiz, milletimizdir İslam



2 Ocak 2021 Cumartesi

UZUN ÇAĞRI

Açıların hacimlerle ahenkli dansında

Gözler şiirler gibi dökülür birbirine


Dilsiz dervişler sarar yorgun sokaklarını 

Yaraya merhem gibi 

Toprağa yağmur gibi


Ezanlar dalgalanır yüreklerin göğünde

Zikir ehli canlarda ilahi sırrın hasadı


Bir nazar eyle ruhumuza çiçeklensin ey

Uçsuz denizler bile 

Kevser'ine hasretlik 


Işıklarda uçuşan külümüze bir nefes

Bir gülüş ver sahralar bahçelere dönüşsün

1 Aralık 2020 Salı

GÖÇ MEVSİMİ


Balkonda sararan yapraklara bakıyordu

Her yıl usanmadan dirilen ihtiyar ağaçta

Çocukluğunun suçsuz ormanları saklıydı

Yağmurla öpüşen çimlerin burcusu hava

Dalgıç ruh hicret etmiş mazinin en dibine

Renklerini kaybetmekmiş olmanın bedeli

Büyüdükçe hasret kalmak masumiyetine

O bütün ahbap hisler şimdi birer yabancı

Çocuklara merhametle bakan yaşlı gözler

Felç olmuş sezgilerin tarifsiz hüznü meğer

Asırlardır yaşanmayan bir saray hatıralar

Anılar masallarla karışmış durmuş iç içe

Dön bak ne kaldı yorgun kalbinden geriye

Günbatımı sızar eşyaların antik örtüsüne

Ve tozların dansı başlar akşamın şerefine

Bu kez senin için doğar gece ürkme sakın

Göç mevsimidir, tadını çıkar kaçınılmazın

Sarıl ayçiçeğine, tenha güllere, kefenin gibi

Saçlarında rüzgarlar, alnında serin terinle

Vefalı sessizliklerin sakin çığlıklarını dinle

Elveda savaşlara, kinlere, kibirlere elveda

Elveda bütün kötülüklere, elveda karanlık

Elveda bebeklerin yakıldığı vahşi küremiz

Elveda evrenin cehennem bahçesi elveda

Ecel kurtuluş bize, ah ölüm, ne özel veda

10 Kasım 2020 Salı

SEVDAMIZ DİYARBAKIR

Onurlu hayatların şehrinde geçti ömrüm

Bazalt avlularda kadim çocukluğum

Nabzımda asırları yontan Dicle serinliği

Sesimde zorlu zamanların buruk hatırası

Gönlümün çağıltısı dolaşmış her karışını

O bütün saflığı, berraklığı, ahengiyle

Bizi aşkın varlığına hepten iman eyleten

Sırlarım surlarına karışmış aziz kentim

 

Sevdamız, Diyarbakır, mükellef evimiz

Ocağında binbir çile harlanan irfanıyla

Bir şehir ki en güzel öğretmeni gönlümün

Bir şehir ki insanı kendiyle barıştıran vefa

Ey barışın, anlayışın, haysiyetin başkenti

Kıyamete dek kardeş kıl yiğit evlatlarını

Sen ki hep iyiliğe hep doğruluğa layıksın

Tarihin yüreğinde çağıldar sessizliğin

 

Süleyman Tepesinde peygamber rüzgarları

Hep okşadı yıllarca yetim başlarımızı

Yorgun bakışlarımda dağlarının özlemi var

Sevdamız, Diyarbakır, heybetli yoldaşımız

Peygamberler dağının gölgesinde yeşermiş

Baraj çocukları kadar sevinçlidir kederim

Çünkü hep sende yaşadım ve bir gün ey

İnşallah o merdane bağrına gömüleceğim

 

Tarihin yüreğinde çağıldar sessizliğin

Sen ki hep iyiliğe hep doğruluğa layıksın

Kıyamete dek kardeş kıl yiğit evlatlarını

Ey barışın, anlayışın, haysiyetin başkenti

Bir şehir ki insanı kendiyle barıştıran vefa

Bir şehir ki en güzel öğretmeni gönlümün

Ocağında binbir çile harlanan irfanıyla

Sevdamız, Diyarbakır, mükellef evimiz

 


31 Ekim 2020 Cumartesi

KALENDER

beden toprağında can rüzgarı kalbin

eser durur cezbeyle deryalar dibinde

surlaşan serler kuşatır mana bahçeni

mest dergahı göğsünde yeşerir neyler

meyler sarar havayı esrarın ahengiyle

cisimler ve evrenler ötesinde o soluk

ciğer hasret yürek hasret sevda hasret

nefesler nefesi sırra hasret bile hasret

usturlab edalarda aşkın düğünü başlar

ölümler doğumlardır mavera güllerine

 

VİSAL

nağmeler raks eder göğünde vecid

göğünde nur bahçesi yıldızlar hayran

semah eyler gönüller can meclisinde

taşar kadehlerden sonsuz ummanı aşkın

çığrışır ıssız sessizler o derin çığlığı

toplanır adını ömrüne kazıyan ruhlar

vefanın görkeminde ulu dağlar yeşerir

rızanın bengi firdevsi sarar her yanı

aşıklar mahşerinde görklü visal salınır

çileler bâdema gülümseten anılardır

13 Ekim 2020 Salı

ARAF




Adem’in tevbesi mi bükük boyunlarımız

Ahlarız meyler gibi rüzgarın hırçın yurdunda

Elde can, dilde canan, vurulduk en derinden

Su içtikçe susarız, meded, su içtikçe susarız

Ömürlük kırılışın hep yankısını derleriz

Bir Zülkarneyn asası gerek çağa bir de set

Vahşetlerin çiğnediği dünyamıza bir seda


Saz yangın, mızrap yangın, nükte yangın

Tutuşmuş bahtın harap güllerin bahçesinde

Etten kafeslerimiz, duvarlarımız şehvet

Dehşetli yarınların hep sureti siretimizde

Kalbimiz sırat olmuş kayıp yörüngemize

Bize bir İsa gerek Rabbim bize bir İsa 

Dinmeyen, yılmayan, savrulmayan bir asa


Sararmışız, solmuşuz, dağılmışız, mahcubuz

Topla bizi Sahibimiz, yeşert bizi Şahımız

Ağların dağlarında kendimize hapsolmuşuz

Buldur bizi bize ey şanı sonsuz Sultanımız

Bitmek bilmez içimizde Nuh tufanları dindir

Bir soluk ver daralan nefeslerimize ey Hu

Bir şule ver ki çorak közümüz agah olsun


Bilal Yavuz


4 Mayıs 2020 Pazartesi

BOTAN


Namusun namlusunda göverdiler
Eşit paylaşmanın lezzetine vurgun
Onurlu partizanlar
Bir ceylansı düşe beraber inandılar
Kahpeliğe secde eden engereklerden
Zamazingo puştlardan
Kaşkaval kümelerin 
Pazarından, mezarından ırakta
Kalemle, sahneyle, sazla, aşkla, silahla
Dik durmanın kitabını yazdılar
Bilekleri Yılmaz
Yürekleri Kaya
Vicdanları Arif
İdrakleri Sezai
Bir ceylansı düşe beraber aldandılar
Canlarında azmin ve sabrın fişengi
Kana kana içtiler sevgiliyi
Sevdayla, düşle, umutla
Yeşerdikçe yeşerttiler erliği
Susarcasına susmadılar
Tetikte şarjörün mahiri
Alanlarda kavgasının çakırpençesi
Mermisi mavzerinde 
Çıldırasıya tenha
Yiğitler dökülür dağların sırtlarına
İşte Ömer, diğeri Che
Biri Ali, Castro öteki
Kapital imansızın çöktüler gırtlağına
Civanmert, cengaver
Sıkılmış yumruklarla 
Özgürlüğün marşlarını dinlettiler
Tanklara, füzelere kurşunlarıyla
Cesaretin cesaretiydiler
İhtilalcilerin bir mezarı bile yok tarihte
Onlarsa tarihin haysiyeti
Haysiyetin tarihi oldular

RONAHİ


Eflâtun karanfiller verir Aras 
Hıncahınç yaşamak
Gürbüz kızanlarına
Körpe tomurcuklar salınır ekinde
Cehennem göğüslerde asi boran
Ciğerde iştiyak, çıldırasıya 
Çatlıyor kısrağın
Kanıyor heyben
Kanıyor dudakları dikenli demirin
Sevdaya set çekmiş saygın çıyanlar
Kurulmuş vadilerine haramî
Görmemiş tarih böyle hayınlık
Böyle maval aynazı
Çekirge utanır istilasından

Tendürek dağına sor yüceltileri
Kato’ya, Cudi’ye, Karacadağ’a
Harnupların irkinç hışırtısı
Götürür hülyanı gidebildiği cana
Çığlığın, akçakavaklar 
Çığlığın seyelan, külhani
Bin yıllık asırlardan mahzun miras 
Fütursuz, ajitatör, Terme ormanı
Umular figanında yeşerir
Ronahi, yuvasıdır leylimin
Barışın bağını, bahçesini büyütür

82 burç, 82 destan
Dayanmış içerden onca yıkıma
Şarkın bülbülü şavkır Dicle’yi
Şavkın, en karanlık yerimi okşar
Türküsü başlar söylenemezlerin
Kuyumuz yurt olanda
Gözlerinin, gözlerinin nağmesi gelir
Uzaktan, en uzaktan
Ben sana Diyarbekir
Sen bana masum Dersim

BİLAL YAVUZ TASAVVUF SÖZLERİ